<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sunduğumuz Hizmetler | Arıcı Cemal</title>
	<atom:link href="https://www.aricicemal.com.tr/services_group/sundugumuz-hizmetler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.aricicemal.com.tr</link>
	<description>Düzce Organik Bal ve Arı Ürünleri</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Nov 2023 10:11:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=4.9.24</generator>

<image>
	<url>https://www.aricicemal.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-arıcıcemalfav-32x32.png</url>
	<title>Sunduğumuz Hizmetler | Arıcı Cemal</title>
	<link>https://www.aricicemal.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Organik Bal Üretimi</title>
		<link>https://www.aricicemal.com.tr/services/bal-uretimi/</link>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2016 12:22:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[aricicemalarc81tr]]></dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">https://www.aricicemal.com.tr/?post_type=services&#038;p=205</guid>
		<description><![CDATA[<p>Arıcı Cemal olarak 1970 yılından bugüne, kendi bahçemizde kendi kovanlarımızda bal üretmekteyiz.</p>
<p>The post <a href="https://www.aricicemal.com.tr/services/bal-uretimi/">Organik Bal Üretimi</a> first appeared on <a href="https://www.aricicemal.com.tr">Arıcı Cemal</a>.</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-medium wp-image-769 aligncenter" src="https://www.aricicemal.com.tr/wp-content/uploads/2016/06/organik_bal_2-300x156.jpg" alt="" width="300" height="156" srcset="https://www.aricicemal.com.tr/wp-content/uploads/2016/06/organik_bal_2-300x156.jpg 300w, https://www.aricicemal.com.tr/wp-content/uploads/2016/06/organik_bal_2-600x313.jpg 600w, https://www.aricicemal.com.tr/wp-content/uploads/2016/06/organik_bal_2.jpg 633w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Bal, bitkilerin nektarının ya da canlı kısımlarının salgılarının veya canlı kısımlarının üzerinde beslenen bazı böceklerin salgılarının, bal arıları tarafından toplanarak, kendine özgü özellikli maddelerle karıştırılıp, dehidre edilip, olgunlaşması için peteğe bırakılan, doğal tatlı bir maddedir. Arıların yararlandığı bitki kaynağına göre bal, salgı balı ve çiçek balı olmak üzere ikiye ayrılır. Balın kimyasal kompozisyonu bitki kaynağına bağlıdır ve bu nedenle nektar ve salgı ballarının içeriği birbirinden farklıdır.</p>
<p><strong>Çiçek Balı</strong></p>
<p>Çiçek balı, bal arısının bitkilerin çiçeklerinde bulunan nektaryumlardan topladığı nektarın, vücutlarındaki bezlerden salgılanan maddelerle karıştırarak zenginleştirmesi ve peteklerde olgunlaştırması sonucu elde edilir.</p>
<p>Nektar, bal arılarının karbonhidrat ihtiyacını karşılamaktadır. Bal arıları nektarı dilleri ile toplayıp bal mideleri ile kovana taşıyarak petek gözlerine depolarlar.</p>
<p>Nektar, bazı eğreltiotları, gymnospermlerde ve pek çok angiospermde özelleşmiş salgı bezleri olan nektaryumlar tarafından salgılanmaktadır. Nektaryumlar bitkide bulunduğu konum itibari ile floral ve ekstra floral olmak üzere iki çeşittir. Angiospermlerin floral nektaryumları, çiçeğin iç bazalinin yanında bulunmaktadır ve genellikle sadece floem ile bağlantılıdır.</p>
<p>Türkiye’de üretilen balların büyük bir kısmı çiçek kaynaklı ballardır. Bu ballar, düşük kül, mineral madde, sukroz ve yüksek oranda invert şekerler içermektedir.</p>
<p><strong>Salgı Balı</strong></p>
<p>Salgı balı, bal arılarının bitkiler üzerinde yaşayan bazı böceklerin salgılarını topladıktan sonra, kendine özgü salgılarla karıştırarak değişikliğe uğratıp, petek gözlerine depoladıkları maddedir.</p>
<p>Bir salgı balı çeşidi olan çam balı, Homoptera familyasına ait <em>Marchalina hellenica</em>’nın <em>Pinus brutia</em> Ten ve <em>Pinus halephensis</em> Miller türleri üzerindeki balçiği sekresyonununun bal arıları tarafından kovana taşınması ile üretilmektedir. Bu bal çeşidinin büyük bölümü Türkiye’de üretilmektedir.</p>
<p>Melezitoz, floem sıvılarındaki sakkarozun, aphidlerin sindirim enzimleri ile etkileşimi sonucu oluşmaktadır. Bu nedenle, melezitoz varlığı salgı ballarının karakteristik özelliğidir.</p>
<p>Thrasyvoulou and Bladenopoulou (1984), çam balının mineral madde bakımından yüksek değere sahip olması nedeniyle, besleyici özelliğinin çok olduğunu belirtmiştir. Bitki özsuları, <em>Marchalina hellenica</em> midesinde sindirilmez, böceğin yapısında bulunan özel filtre odalarından geçer, salgılarla zenginleştirilerek balçiği olarak salgılanır.</p>
<p>Çam balı, zamanla iyi kaliteli bal olarak kabul görmüştür. Keskin bir tadı ve aroması yoktur, kristalleşme olmaz. Koyu kıvamlı, kolayca saklanabilir ve çevre kirliliğinden uzakta çam ormanlarında üretilmektedir. Çam ballarının, çiçek ballarına göre asitliğinin düşük olması nedeni ile asidik ortamda oluşan HMF’nin ortaya çıkma oranının düşük olmasından, ısıtılmaya karşı hassas değildir.</p>
<p>Salgı balı, koyu rengiyle ve yüksek değerlerde seyreden pH, kül miktarı ve elektriksel iletkenliği ile karakterize edilir.</p>
<p><img class="size-medium wp-image-770 aligncenter" src="https://www.aricicemal.com.tr/wp-content/uploads/2016/06/organik_bal_1-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></p>
<p><strong>Balın İnsan Sağlığına Etkileri</strong></p>
<p>Bal eski zamanlardan beri sağlıklı yaşamı destekleyen bir besin maddesi olarak düşünülmüştür. Bal, hemen hemen bütün mitolojik metinlerde bahsedilen tek üründür. Homer’in İlyada ve Odise destanı, Atinalıların Deipnosophist’i, ve Plato, Aristo, Demokritus ve diğerlerinin filozofik metinleri gibi çeşitli klasik Yunan metinlerinde balın insanlar için öneminden övgü ile bahsedilmiştir.</p>
<p>Hipokrat, balın besinsel ve farmasötik değerinin tesadüfî olmadığını vurgulamıştır. Antik Yunanistan’da bal besin maddesi olarak değerlendirildiği kadar medikal amaçlar için de kullanılmıştır. Eski Yunanlıların medikal formüllerinin, bala dayandığına dair kayıtlar bulunmaktadır. İncil’de balın yara tedavi edici özelliklerinden bahsedilmektedir.</p>
<p>Bal eski zamanlardan beri, yanık tedavisinde, sindirim sistemi bozukluklarında, astım, enfeksiyonlu yaralarda ve deri ülserinde kullanılmaktadır. Bal, antioksidan ve antimikrobiyal özelliği nedeni ile yara, yanık ve mide ülseri tedavisinde etkilidir. Balın antibakteriyel özelliği, ozmoza neden olan düşük su aktivitesi, hidrojen peroksit etkisi, yüksek asiditesi sonucudur.</p>
<p>Baldaki antioksidan maddeler, kalın bağırsak iltihabının, kolona verdiği hasarı azaltmaktadır. Yapılan bazı çalışmalara göre, balın sistemdeki probiyotik bakterileri artırmada etkili olabileceği, bu sayede, immün sistemi güçlendirmeye, hazımsızlığı azaltmaya, kolesterolü düşürmeye ve kolon kanserini önlemeye yardımcı olduğu bildirilmiştir.</p>
<p>Chepulis (2007), yaptığı araştırmada, balın hazımsızlığı azaltması nedeni ile altı haftalık bir süre içinde balla beslenen farelerin, diğer şekerlerle beslenen farelere göre kilo artmasında düşüşler olduğunu saptamıştır.</p>
<p>Bal antibakteriyel özelliği ile ağız, boğaz ve bronş enfeksiyonlarına karşı kullanılmaktadır. Böbrek fonksiyonlarını düzenleyici, uykusuzluğu giderici, ateş düşürücü etkileri bulunmakta, kalp, dolaşım sistemi hastalıkları, karaciğer rahatsızlıklarına karşı kullanılmaktadır.</p>
<p>Klinik araştırmalarda ise gözde, katarakt hastalığına, konjuktivit ve çeşitli kornea rahatsızlıklarına karşı, direk gözün içine uygulanarak kullanıldığı bildirilmektedir. Bal, şeker şurubu ve diğer doğal tatlandırıcılar bebekler için potansiyel bir tehlikedir. Mide asiditesinden dolayı insanlar için zararlı olmayan <em>Clostridium botulinum</em> endosporları, çevrede ve dolayısı ile balda yaygın olarak bulunabilmektedir.  Bir bebeğin sindirim enzimleri asidik olmadığı için, bebeğin midesi <em>Clostridium botulinum</em> endosporlarının gelişmesi için uygun bir ortam oluşturur ve burada toksin üreterek botulizm’e neden olur. Bu nedenle, 12 aydan küçük bebeklere, ne bal ne de diğer tatlandırıcıların yedirilmemesi tavsiye edilmektedir.</p><p>The post <a href="https://www.aricicemal.com.tr/services/bal-uretimi/">Organik Bal Üretimi</a> first appeared on <a href="https://www.aricicemal.com.tr">Arıcı Cemal</a>.</p>]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Arı Yetiştiriciliği Malzemeleri Satışı</title>
		<link>https://www.aricicemal.com.tr/services/ari-yetistiriciligi-malzemeleri/</link>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2016 12:20:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[aricicemalarc81tr]]></dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">https://www.aricicemal.com.tr/?post_type=services&#038;p=204</guid>
		<description><![CDATA[<p>Arı yetiştiriciliği yapanlara toptan ve perakende Arı Ürünleri Malzemeleri tedarik etmekteyiz.</p>
<p>The post <a href="https://www.aricicemal.com.tr/services/ari-yetistiriciligi-malzemeleri/">Arı Yetiştiriciliği Malzemeleri Satışı</a> first appeared on <a href="https://www.aricicemal.com.tr">Arıcı Cemal</a>.</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<div class="section the_content has_content">
<div class="section_wrapper">
<div class="the_content_wrapper">
<p><strong>İlkbahar Bakımı</strong><br />
Arıcılıkta istenilen düzeyde verim alabilmek için, her mevsim yapılması gereken işlemlere dikkat edilmelidir. Çalışmaların en yoğun yapıldığı dönem ilkbahardır.</p>
<p>İlkbahar kontrollerinde amaç; arıların kışı nasıl geçirdiklerini, kovanda mevcut gıda miktarını, ana arının varlığını, yumurtlama durumunu, işçi arı miktarını, kovanda hastalık olup olmadığını kontrol etmektir.</p>
<p>İlk kontrol; koloniler kapalı mekânlarda kışlamışsa dışarı alınma zamanı bölgelere göre değişiklik gösterir.</p>
<p>Ülkemizin birçok bölgesinde ve sahil kesimlerinde arılı kovanlar açık alanlarda kışlatılır. Kapalı mekânlarda kışlatılıp dışarı çıkartılan ya da açık alanlarda kışlatılan arı ailesinin ilk kontrolleri havaların ısındığı, erik ağaçlarının çiçek açmasından itibaren güneşli açık günlerde sıcaklığın 14–17 derecenin üzerinde olması halinde saat 11–14 arasında yapılabilir. Özellikle ilk kontrollerde koloniler üşütülmemelidir. Koloni üşütüldüğü takdirde 35 derece olan yavru büyütme alanı sıcaklığının tekrar aynı dereceye yükseltilmesi için arıların büyük oranda bal yemeleri gerektiği ve hastalıklar için uygun bir ortam oluşturduğunun unutulmaması gerekir. Altı çerçeveli kovanlarda, kovan tipine göre 10 derece ısı artışı için 40–80 gr günlük bal tüketilir.</p>
<p>Arıların uçuşa çıktıkları zamanlarda kovan dip tahtası temizliği yapılabilir. Dip tahtası üzerinde görülen kırıntı ve artıklar incelenerek koloni hakkında bilgi sahibi olunması sağlanabilir. Üzerinde nem ve su biriken örtülerin (tahtaların) acilen değiştirilmesi gerekir. Dip tahtası kovan gövdesine sabitse temizlik ya da değiştirme kovan gövdesi ile komple yapılır.</p>
<p>Çerçeve kontrolünde küflü, aşırı esmerleşmiş ve kırık petekli çerçeveler kovandan çıkartılarak ihtiyaç varsa yerine önceki yıldan kalan temiz petekler verilir. İşlenmiş petek yoksa yerine temel petek verilir. Kovan içindeki mevcut arı miktarı çerçeveleri doldurmuyorsa arısız çerçeveler alınarak alan daraltılır, kuluçkalık çerçevelerinin her yıl yarısı değiştirilir.</p>
<p><img class="size-full wp-image-433 aligncenter" src="http://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme1.jpg" sizes="(max-width: 179px) 100vw, 179px" srcset="https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme1.jpg 179w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme1-138x146.jpg 138w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme1-47x50.jpg 47w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme1-71x75.jpg 71w" alt="tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme1" width="179" height="189" /></p>
<p><strong>Şekil 1.</strong> Her yıl kuluçkalık çerçevelerinin yarısı yenilenir</p>
<p>Kolonide ana arının olup olmaması koloninin sürekliliğini doğrudan etkiler. Kontrollerde ana arı görülemezse günlük yumurtanın olup olmadığına bakılır. Arılı kovanda günlük yumurta varsa ana arıda mevcuttur. Ana arının olmadığı anlaşılırsa ya yeni bir ana arı verilmeli ya da başka koloni ile birleştirilmelidir.</p>
<p>Besin kontrolündeki amaç kovandaki bal polen miktarının belirlenmesidir. Erken ilkbaharda yapılan kontrollerde besin stokunun yetersiz olduğu görülürse bal ve pudra şekerinden yapılan kek ya da şeker şurubu ile besleme yapılabilir. Bu dönemde yapılacak besleme hem açlık riskine hem arı ailesi nin gelişmesine katkıda bulunur. Verilen keklerin üretimi izne tabidir.</p>
<p><img class="size-full wp-image-435 aligncenter" src="http://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme2.jpg" sizes="(max-width: 429px) 100vw, 429px" srcset="https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme2.jpg 429w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme2-300x197.jpg 300w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme2-222x146.jpg 222w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme2-50x33.jpg 50w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme2-114x75.jpg 114w" alt="tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme2" width="429" height="282" /></p>
<p><strong>Şekil 2. </strong>Kek ile beslenen arılı kovan</p>
<p>Hastalık ve parazit kontrolü; arıcılıkta yıl boyu görülebilecek nosema, yavru çürüklüğü ve paraziter hastalıklara karşı uyanık olunmalıdır. Varroa parazitine karşı erken ilkbahar mücadelesi uygun zamanda, dozda, ruhsatlı ilaçlar ile eksiksiz yapılmalıdır. Herhangi bir hastalık görüldüğünde ya da şüphe edildiğinde mutlaka bir uzmana danışılmalıdır.</p>
<p>İlkbahar beslemesi kovan içindeki gıda kaynaklarının kalite ve miktar olarak yetersiz olması durumunda yavru gelişimini teşvik için yapılan yemlemedir. İlkbahar yemlemesi bir ölçek şeker ve bir ölçek su ile hazırlanan şurupla yapılmalıdır. Kullanılan besleme şekeri rafine şeker olmalı, bunun dışındaki besinler verilmemelidir. İlkbaharda yapılan şurup beslemelerinde yağmacılık olabileceğinden önlemler alınmalıdır. Akşam üzeri geç saatlerde yapılmalıdır.</p>
<p>Erken ilkbaharda arı gelişmesi için ihtiyaç duyulan diğer besin polendir. Yeterli değilse bal ve polenden yapılacak kekle besleme yapılabilir. Polen yokluğunda yavru üretiminin durduğu unutulmaması gereken bir durumdur. Polen gelmediği zamanlarda beslemeden kaçınılmalıdır.</p>
<p>Oğul, bal arılarında nesli devam ettirmek için arı ailesi fertlerinin bir kısmının ana arı ile birlikte kovandan ayrılarak yeni bir aile oluşturmasıdır. Teknik arıcılıkta koloninin gücünü zayıflattığı için koloninin oğul vermesi istenmez ve karşı önlemler alınır. Koloninin oğul vermesini destekleyen şartlar; arıların fazlaca çoğalması, bal depolayacak yerinin kalmayışı, koloni içi sıcaklığının artması, ana arının yaşlanması ve genetik yapı olarak sıralanabilir.</p>
<p><img class="size-full wp-image-436 aligncenter" src="http://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme3.jpg" sizes="(max-width: 353px) 100vw, 353px" srcset="https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme3.jpg 353w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme3-300x236.jpg 300w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme3-185x146.jpg 185w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme3-50x39.jpg 50w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme3-95x75.jpg 95w" alt="tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme3" width="353" height="278" /></p>
<p><strong>Şekil 3. </strong>Doğal oğul arının bekleme yeri ağaç dalı</p>
<p>Oğul vermeyi destekleyen şartların ortadan kaldırılarak önlenmesi teknik ve ekonomik arıcılığın önemli kuralıdır.<br />
Koloni sayısı arttırılmak istendiğinde yeterli güce erişmiş bir koloni bölünmek suretiyle suni oğul üretimi yoluna gidilir. Arı, ballı ve yavrulu petekler her iki kovana eşit şekilde paylaştırılır. Burada önemli husus tarlacı arıların her iki koloniye eşit oranda girmelerini sağlamaktır.</p>
<p>Bunun için anaç koloni yarım metre sağa ya da sola kaydırılarak, eski uçuş hattı anaç ile yeni koloninin ortasında kalacak şekilde yeni koloninin yerleştirmesi yapılır.</p>
<p>Bir başka suni oğul üretimi yöntemi de özellikle koloni sayısını çoğaltmak amacıyla bir kovandan 5 çerçeveli 1 bölme yapılmasıdır. Bu durumda 3 adet arılı-yavrulu, 2 adette arılı-ballı çerçeve yeni kovana yerleştirilir. Uçuş delikleri kapalı olan bu kovanlar, tarlacı arıların eski kovan yerine dönmelerini önlemek için en az 5 km uzağa taşınır. Yeni bölünen teknik oğullar ya anaarı yaparlar ya da çiftleşmiş ana arı verilir.</p>
<p>Kayıt tutma, her üretim alanında olduğu gibi arıcılıkta da önemlidir. Her kovana ait kart ya da sicil defteri tutulmalıdır. Her koloni kontrolünde bilgiler işlenerek daha sonra yapılması gereken işler planlanır. Kayıtlarda; ana arının çıkış ve yumurtlamaya başlama tarihi, kökeni, bal ve polen miktarları, yavru durumu gibi bilgiler yer almalıdır.</p>
<p><strong>Yaz Bakımı</strong><br />
Arı ailelerinin ilkbahar bakımından sonra yaz ayında bakım ve kontrolleri devam eder. Arılar geliştikçe çerçeve ve kat verme flora takibi ve bal hasadı yazın yapılan işlerin başında gelir.</p>
<p><img class="size-full wp-image-437 aligncenter" src="http://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme4.jpg" sizes="(max-width: 395px) 100vw, 395px" srcset="https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme4.jpg 395w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme4-300x200.jpg 300w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme4-219x146.jpg 219w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme4-50x33.jpg 50w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme4-113x75.jpg 113w" alt="tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme4" width="395" height="263" /></p>
<p><strong>Şekil 4. </strong>Kat verilmiş düzgün bir arılık</p>
<p><strong>Petek ve Kat Verme</strong><br />
Arılarda gelişme faaliyetlerinin başlamasıyla petek örme de başlar. Bu dönemde aileye yeni temel petekler verilir. Kuluçkalık olduğu zaman kovana kat, diğer bir değişle ballık verilmesi gerekir. Kat verilirken kuluçkalıkta ballı peteklerden en az 2 çerçeve kata alınır.</p>
<p><img class="size-full wp-image-438 aligncenter" src="http://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme5.jpg" sizes="(max-width: 188px) 100vw, 188px" srcset="https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme5.jpg 188w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme5-129x146.jpg 129w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme5-44x50.jpg 44w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme5-67x75.jpg 67w" alt="tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme5" width="188" height="212" /></p>
<p><strong>                                                                                                                                     Şekil 5. </strong>Kat verme zamanı gelmiş kovan</p>
<p>Yerlerine yeni petekler verilir. Ballı petekler yanında bir iki yeni petek daha verilen kat kuluçkalığın üzerine koyulur.</p>
<p>Teknik arıcılıkta arıların bal kaynağının durumuna göre bir yerden başka bir yere nakledilmesi iyi bir verim alabilmek için şarttır. Bu gezginci arıcılık olarak da adlandırılır.</p>
<p>Ülkemizde bal hasadı genelde yaz aylarında yapılır. Fazla su uçurularak en az yarısından fazlası sırlanarak olgunlaşmış ballı petekler hasat edilir. Bal hasadı ballık katlarından yavrusuz çerçevelerden yapılmalı, Türk gıda kodeksine uygun malzemeler kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>Sonbahar Bakımı ve Kışlatma</strong><br />
Arı ailesinin sonbahar bakımı arıların kışı kayıpsız geçirmeleri açısından önem taşır. Sonbaharda arılara kış yiyeceği olarak bal ve polen depolanmış petekler bırakılmalıdır. Ekşimiş ballar düşük kaliteli ballar arılara kış yiyeceği olarak verilmemelidir.</p>
<p>Arı mevcudu zayıf, ana arısız, ana arısı yaşlanmış ve verimsiz olan arılara genç ana arı uygulanmalıdır. Ana arı yoksa sonbaharda birleştirilmelidir.</p>
<p>Başarılı kışlatma için sonbaharda yavru üretimi sağlanarak genç işçi arı ile kışa girilmelidir. Kışa girmeden önce arılar hastalık ve zararlı yönden incelenmeli özellikle sonbahar dönemi Varroa mücadelesi son bal hasadından sonra yeterli dozda ruhsatlı ilaçlarla yapılmalıdır.</p>
<p><img class="size-full wp-image-439 aligncenter" src="http://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme6.jpg" sizes="(max-width: 308px) 100vw, 308px" srcset="https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme6.jpg 308w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme6-300x175.jpg 300w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme6-250x146.jpg 250w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme6-50x29.jpg 50w, https://www.tab.org.tr/wp-content/uploads/2016/07/tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme6-128x75.jpg 128w" alt="tab-bal-arilarinda-bakim-ve-beslenme6" width="308" height="180" /><strong>                                                                                                                                                </strong></p>
<p><strong>                                                                                                                                               Şekil 6. </strong>Varroa zararlısı<br />
<strong> Sonbahar Beslemesi</strong><br />
Arılı kovanlarda yeterince bal ve polen bırakılmış olsa da 2 ölçek şeker ve 1 ölçek su ile hazırlanan şeker şurubuyla beslenmelidir.Bununla birlikte kışa girerken ya da çıkarken kek ile beslenebilirler. Kek; bir kısım bal ve 3 kısım pudra şekerinin karıştırılması ile elde edilir. 0,5 -1 kg lık alt kısmına delikler açılmış kek paketi arılı çerçeveler üzerine konur. Kek hazırlama ve uygulamada; kekin kovan içi ısısında eriyerek arıların üzerine akmayacak kıvam ve katılıkta ve arılar tarafında tüketilebilecek yumuşaklıkta olmalıdır.<br />
<strong><br />
Kışlatma</strong><br />
Arıların geçireceği arılığın kuzeyi kapalı, güneyi açık mümkünse üstü kapalı olmalıdır. Rüzgâr almayan su tutmayan ve nem birikmeyen yerler olmalıdır. Kışın kovanlar mutlaka bir sehpa ile yükseltilerek su ve nemden korunmalıdır.</p>
<p>Ayrıca kış salkımının bozulmaması için kışlatma yeri ses ve gürültüden uzak olmalıdır. Unutulmamalıdır kış ölümlerinin nedeni soğuk değil arı kovanında yeterli balın bulunmayışı yani açlıktır. Kışa girerken genç arılar ve yeterli miktarda bal ve polenden oluşan besin stoğunun olması gerekmektedir.</p>
</div>
</div>
</div><p>The post <a href="https://www.aricicemal.com.tr/services/ari-yetistiriciligi-malzemeleri/">Arı Yetiştiriciliği Malzemeleri Satışı</a> first appeared on <a href="https://www.aricicemal.com.tr">Arıcı Cemal</a>.</p>]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Bal Dışındaki Arı Ürünleri</title>
		<link>https://www.aricicemal.com.tr/services/ari-urunleri/</link>
		<comments>https://www.aricicemal.com.tr/services/ari-urunleri/#respond</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2016 12:18:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[aricicemalarc81tr]]></dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">https://www.aricicemal.com.tr/?post_type=services&#038;p=200</guid>
		<description><![CDATA[<p>Arıcı Cemal olarak; Organik bal haricinde Arı Sütü,Polen,Balmumu ve Propolis Üretmekteyiz.</p>
<p>The post <a href="https://www.aricicemal.com.tr/services/ari-urunleri/">Bal Dışındaki Arı Ürünleri</a> first appeared on <a href="https://www.aricicemal.com.tr">Arıcı Cemal</a>.</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span class="konubaslikkirmiziyazi16">BAL DIŞINDAKİ &#8220;ARI ÜRÜNLERİ&#8221; DE ŞİFADIR</span></strong></p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/bal_kovanlar.jpg" width="350" height="263" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center">Arı Kovanlarından Bir Görünüm</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar"><strong>Arı ürünleri, bal</strong> dışında; <strong>bal mumu, polen, propolis, arı sütü, arı zehiri</strong>dir<strong>. Bu ürünler</strong>in, <strong>insan hayatı</strong>nda ve <strong>sağlığında</strong>ki önemli yerini, aşağıda gözden geçireceğiz.</p>
<p class="kurankirmiziyazi">BALMUMU</p>
<p class="yazilar"><strong>İşçi arılar</strong>ın, 12-18 günlük yaş dönemlerinde, karın halkalarındaki <strong>mum salgı bezleri</strong>nden salgılanan bir <strong>madde</strong>dir. Rengi, <strong>salgılandığı an beyaz</strong>dır, sonra <strong>koyulaşır</strong>. <strong>Arılar</strong>, petek gözlerini örmek için <strong>balmumu</strong> üretirler. <strong>Arılar</strong>ın, 1 kg. balmumu üretebilmek için, 6-10 kg. <strong>bal</strong> yemeleri gerekmektedir. <strong>Mum salgılayan arılar</strong>, önce <strong>bal </strong>yerler, daha sonra <strong>35 °C de</strong>, <strong>zincir şeklinde salkım oluşturarak, mum salgılarlar.</strong></p>
<p class="yazilar">Kimyasal yapısında; <strong>alkali esterler</strong> (% 72), <strong>serbest yağ asitleri </strong>(%14),<strong> hidrokarbonlar</strong> (% 11), <strong>serbest alkoller </strong>(% 1) ve bilinmeyen maddeler (% 2) bulunur. Ergime sıcaklığı, <strong>62-65 °C</strong> olup <strong>yoğunluğu 0.95&#8242;</strong>dir. Bu nedenle eritildiğinde su üzerinde toplanır. <strong>Balmumu</strong>nda, değişik oranlarda,<strong> monoesterler, diesterler, triesterler, hidroksi, asit ve poliesterler, uzun zincirli hidrokarbonlar</strong>, ve <strong>uzun zincirli yağ asitleri</strong> bulunmaktadır.</p>
<p class="kurankirmiziyazi">Kullanıldığı Alanlar</p>
<p class="yazilar"><strong>Balmumu</strong>, arıcılık sektöründe temel <strong>petek yapımı</strong>nda ve<strong> kozmetik sanayi</strong>nde kullanılmaktadır. Marangozculukta ağaçtan yapılmış <strong>eşyaların parlatılması</strong>nda, <strong>parke verniği yapımı</strong>nda ve <strong>boya endüstrisi</strong>nde çeşitli amaçlarla kullanılır. Küçük <strong>heykel</strong> ve <strong>biblo</strong> <strong>endüstrisi</strong>nde,<strong> madeni kap</strong> ve <strong>şişe kapakları</strong>nın yapımında yine <strong>balmumu</strong>ndan yararlanılır. Ayrıca ışık kaynağı olan <strong>mum üretimi</strong>nde, <strong>parfümeri endüstrisi</strong>nde, <strong>kozmetikte dudak boyası</strong> yapımında kullanılır.</p>
<p class="yazilar"><strong>Ayakkabıcılıkta, suya dayanıklı iplik üretiminde, su geçirmez çadır ve diğer malzemelerin yapımında, tıbbın bazı dallarında ve daha pek çok alanda </strong>geniş bir biçimde kullanılan çok değerli bir üründür. Bunların yanında insan sağlığı açısından çeşitli <strong>merhem türü ilaçlar</strong>ın yapımında, ayrıca<strong> yüz kremleri</strong>nin yapımında ve <strong>dişçilik</strong> alanında da <strong>balmumu</strong>nun kullanıldığı bildirilmektedir.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/balmumu1.jpg" width="300" height="206" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center">Doğal Balmumu</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar">Burada çok önemli bir hususa da değinmek gerekir. <strong>Arıcılık</strong> yönetmeliğinin zorunlu bir hükmü olarak, <strong>temel petek yapımı</strong>nda kullanılacak <strong>balmumu</strong>nun, 110 °C&#8217;de 12 saat süreyle sterilize edilmesi gerekmektedir. <strong>Balmumu</strong> % 100 saf olmalı,<strong> parafin, serezin, reçine ve iç yağı </strong>gibi yabancı maddeler içermemelidir. <strong>Balmumu</strong>nun renginin açık olması istenir. <strong>Balmumu</strong> 42 saat güneşte bırakılırsa rengi açılır.</p>
<p class="kurankirmiziyazi">Balmumunun: Saf Olduğunu Nasıl Anlarız?</p>
<p class="yazilar">1. <strong>Saf</strong> <strong>balmumu</strong>, benzin içinde tamamen erir.<br />
2. <strong>Saf</strong> <strong>balmumu,</strong> ateşe atılırsa tamamen yanar, ortama güzel bir koku yayılır.<br />
3. <strong>Balmumundan küçük bir parça çiğnendiğinde saf mum dişlere yapışmaz, kötü tat ve aroma hissedilmez.</strong><br />
4. Bir kaba biraz mum koyup içine 20 g eter damlatılırsa ve 150 °C kadar ısıtılırsa, <strong>saf balmumu</strong> erir. Katkılı balmumu erimez.</p>
<p class="kurankirmiziyazi">POLEN</p>
<p class="yazilar"><strong>Çiçeklerin erkek organları</strong> tarafından <strong>erkek üreme birimi</strong> olarak üretilen <strong>polen</strong>(çiçek tozu), <strong>arılar</strong> tarafından arka bir çift bacakta bulunan ve <strong>polen sepeti</strong> olarak adlandırılan özel yapılar yardımıyla kovana taşınır. <strong>Polen</strong>, <strong>6–200 mm</strong> çapında değişik renklerde, şekillerde ve yapıdadır.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/bee_pollen_macro.jpg" width="300" height="199" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center">Balarısı polene bulanmış halde.</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar"><strong>Şekil ve yapıları</strong>, bitki türlerine bağlı olarak çoğunlukla <strong>oval veya küreseldir</strong>. Ancak mikroskop altında görülebilen <strong>polenler</strong>; genelde <strong>sarı renkte</strong> olmasına karşın <strong>kırmızı, mor, pembe, eflatun, yeşil, siyah</strong> gibi çok değişik renkte  de olabilirler.</p>
<p class="yazilar">Birkaç toplu iğne başı kadar büyüklüğe ulaşabilen <strong>polen topakçıkları</strong>nın her biri, toplanıldıkları bitkilerin türlerine bağlı olarak beş milyon adete varan <strong>polen sporu</strong>nun bir araya gelmesinden oluşurlar. <strong>Arılar</strong>ın, <strong>balözü</strong> ile karıştırdığı <strong>özel ağız salgıları</strong>yla birleştirilen <strong>polen</strong>, mekanik olarak silkelenerek toplanan <strong>polenler</strong>den önemli ölçüde farklılıklar göstermektedir. Onun için kovanlardan toplanan <strong>polenler</strong>e, özellikle <strong>balarısı poleni</strong> adlandırmasına özen gösterilmelidir. Diğer yollardan elde edilen <strong>polen</strong>den ayrı tutulmalıdır.</p>
<p><strong>Arılar</strong>ın, <strong>polen</strong> toplama etkinliği, çiçeklerin açtığı ve hava sıcaklığının 10°C&#8217;nin üzerinde olduğu ilkbahar mevsiminde başlar. <strong>Polen</strong>, <strong>21 günlük işçi arılar</strong> tarafından, <strong>koloni</strong>nin<strong>, protein gereksinimi</strong>ni sağlamak amacıyla <strong>bilinçli olarak </strong>toplanmaktadır.</p>
<p class="yazilar"><strong>Polen</strong>; <strong>protein, vitamin, mineral madde </strong>ve<strong> enzimler</strong> bakımından çok zengin bir besin maddesidir. <strong>Çiçek tozları</strong>nın içerdiği yaşamsal nitelikli maddelere ilk kez 2. Dünya Savaşı sonrasında, İsveç&#8217;te dikkat çekilmiş ve araştırmalar geliştirilmiştir.</p>
<p class="yazilar"><span class="kurankirmiziyazi">Polende Bulunan Maddeler</span></p>
<p><strong>Balarısı poleni</strong>nin bileşimini genel olarak; <strong>tat</strong> veren maddeler; <strong>renk</strong> veren maddeler, <strong>enzimler, vitaminler,</strong> (B1, B2, B3, B5, B6, B7, B8, B9, B12)<strong>, provitamin A, C, D, E, mineraller</strong>(K, Na, Ca, Mg, S),<strong> eser elementler </strong>(Al, B, Cl, Cu, I, Fe, Mn, Ni, Si, Ti, Zn), <strong>organik asitler, </strong>bilinen serbest amino asitlerin hepsi oluşturur.<strong><br />
</strong><br />
<strong>Polen</strong>in kimyasal yapısında ise; bitki türleri arasında çok önemli farklılık göstermektedir. % 21 <strong>ham protein,</strong> % 32 <strong>karbonhidrat</strong>, % 5 <strong>yağ</strong>, ve % 11 <strong>su</strong>  % 3-4 kül ve <strong>flavonoidler, karotenoidler, vitaminler, mineraller, tüm serbest aminoasitler, nükleik asit ve nükleositler, enzimler</strong>(100&#8217;den fazla) ve<strong> büyütme faktörleri </strong>bulunur.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/Cactus_flower_pollen.jpg" width="300" height="200" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center">Kaktüs çiçeği ve polen üreten stamenlerinin yakından görünüşü.</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="kurankirmiziyazi"><strong>Polen Üretimi ve Muhafazası</strong></p>
<p class="yazilar"><strong>Polen</strong>, <strong>polen tuzakları</strong> kullanılarak toplanmaktadır. <strong>Arı</strong>nın taşıdığı <strong>polen</strong>, önceden hazırlanmış tuzak düzeneklerinden geçerken, tuzak haznesinde birikir. Biriken <strong>polenler</strong>, 1-2 gün aralıklarla boşaltılıp 42 °C yi geçmeyen sıcaklıkta kurutma dolaplarında kurutulup, su oranı % 7-8&#8217;e düşürülür. .</p>
<p>Bu nem düzeyinde olan <strong>polenler</strong>, 45 °C den daha düşük sıcaklıklarda doğrudan Güneş ışığı almayan yerlerde, koyu renkli cam şişelerde birkaç ay süreyle saklanabilmektedir. Aynı nem oranında kurutulan <strong>polenler</strong>, 5 °C de buzdolabında en az 1 yıl süre ile besin değerini kaybetmeden depolanabilmektedir. <strong>Güneş ışınları ve ultraviyole ışınları</strong>, <strong>polen</strong> üzerinde olumsuz etkiler yapmaktadır.</p>
<p><strong>Kurutulmamış polen</strong>, oda sıcaklığında, bir kaç gün içinde tüm besleyici değerlerini kaybetmektedir. Derin dondurucuda taze <strong>polen</strong>, 1 yıla kadar saklanabilir. <strong>Zirai mücadele veya ilaçlama yapılan alanlar</strong>dan,<strong> polen </strong>toplanmamalıdır. Hastalık olan kolonilerden <strong>polen</strong> toplanmamalıdır.</p>
<p class="kurankirmiziyazi"><strong> Araştırmalar: &#8220;Polen İnsan Sağlığı İçin Şifa</strong>&#8220;</p>
<p class="yazilar">Amerika&#8217;nın önde gelen beslenme uzmanlarından <strong>Paavo Airola:</strong></p>
<p class="yazilar">&#8220;<strong>Polen,</strong> <strong>Dünya&#8217;nın en zengin ve en mükemmel besinidir</strong>. Vücudun gerilimlere ve hastalıklara karşı <strong>direnci</strong>ni arttırır. Aynı zamanda birçok hastalıkların iyileşmesini hızlandırır. <strong>Yaşlanmayı geciktirici</strong> ve canlılığı sağlayan <strong>yenileştirici </strong>özelliklere sahiptir&#8221; demiştir.</p>
<p class="yazilar"><span class="kurankirmiziyazi">Polen: Tüm Temel Maddeleri İçerir</span></p>
<p class="yazilar"><strong>Bernard C. Jensen;</strong> <strong>&#8220;Nature Has A Remedy&#8221;</strong> isimli kitabında, <strong>arı poleni</strong>nin insan vücudundaki hücrelere olan yardımından söz etmektedir. Hayvanlar üzerinde yapılan bütün deneyler de, polen verilenlerin, daha uzun süre yaşadıklarını göstermiştir. <strong>Balarısı poleni</strong>nin<strong>,</strong> vücudumuzdaki hücre ve guddelerin, iyi ve sağlıklı durumda kalmalarına yardımcı olduğunu yazmaktadır. <strong>Betty Lee Morales </strong>ise <strong>polen</strong> için:</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/Honeybee_pollen.jpg" width="300" height="323" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center"><span class="style41">Balarısı, poleni çiçeklerden toplar, polene yeni bir hayat katar.</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;Mükemmel bir sağlık için, gerekli olan tüm temel unsurları içerdiği bilinen tek besin maddesi balarısı polenidir&#8221;</strong> demektedir.</p>
<p><strong>John R. Christopher</strong>; çalışmalarını sıraladığı raporunun sonunda:</p>
<p class="yazilar">&#8220;Ben, <strong>balarısı poleni</strong>ni, dünyanın <strong>en iyi doğal besini </strong>olarak kabul ediyorum. <strong>Polen</strong>in kendisi hayattır. <strong>Balarısı, polen</strong>i çiçeklerden toplar, <strong>polene yeni bir hayat katar</strong> ve böylece <strong>balarısı poleni</strong> meydana gelir&#8221; diyerek <strong>balarısı poleni</strong>nin, saf çiçek polenlerine göre üstünlüklerine değinmiştir.</p>
<p class="yazilar"><span class="kurankirmiziyazi"><strong>Polen: Gençlik Umududur</strong></span></p>
<p class="yazilar"><strong>Hippocrate Sağlık Enstitüsü&#8217;</strong>nden,<strong> Stephan Blauer: </strong></p>
<p class="yazilar">&#8220;<strong>Balarısı poleni</strong>, yoğun protein gereksinimine olan aşırı isteği azaltır ve giderir. <strong>Balarısı poleni</strong> kendi kendine sindirilebilen bir besin maddesi olduğu gibi, diğer besinlerin de iyi bir şekilde sindirilmesine yardımcı olur. Dünya&#8217;nın her tarafındaki bilim adamları ve doktorlar tarafından, doğanın mucizelerle dolu bir besin maddesi olan <strong>balarısı poleni</strong>, <strong>gençlik umudu olarak isimlendirilmiştir&#8221;</strong> diyerek bu konuyu özetlemiştir.</p>
<p>Klinik çalışmalarda, <strong>polen</strong>in,<strong> prostat problemleri</strong>nde; büyüme ve kansere kadar olan rahatsızlıklarda ve <strong>alerji tedavisi</strong>nde başarılı olarak kullanıldığı bildirilmektedir(<strong>Denis</strong>, 1966 and Ask-Upmark, 1967). <strong>Polen</strong>in, <strong>bakteriostatik etki</strong>si bildirilmiştir(<strong>Dr. Chauvin</strong> et al, 1952). Aynı zamanda <strong>antibakterial etkisi</strong> gösterilmiştir(Lavie, 1968).</p>
<p class="yazilar"><span class="kurankirmiziyazi">Polen: Radyason ve Xışınlarından Korur</span></p>
<p class="yazilar"><strong>Polen</strong>in, hayvanları ve insanları <strong>radyasyon ve X ışınları</strong>nın olumsuz etkilerinden korur. (<strong>Osmanagic</strong>, <strong>&#8220;Bee Pollen Protects Against Radiation Sickness Due to X-Ray Therapy&#8221;</strong>, <strong>Journal of the University Radiological Institute</strong>, Sarajevo, Yugoslavia, 1973.)</p>
<p class="yazilar">Fransız Dr. Robert Toucguet, <strong>&#8220;100 yıl dinç yaşamak&#8221;</strong>(Pour vivre cink fois vingt ans)adlı kitabında, <strong>polenin faydaları</strong>nı şöyle anlatıyor:</p>
<p>&#8220;<strong>Polen</strong>, <strong>harika besinlerin en üstünüdür</strong>. Bu canlı ve dengeli besin, beyni ve vücudu yorgun uyuşuk insanlara bir kaç günde canlılık ve yaşama neşesi veriyor. <strong>Büyüme faktörleri</strong>yle cılız ve yorgun çocukların hızlı gelişmesini sağlıyor. Kansızlarda, bir ay süre ile hergün<strong> bir kahve kaşığı polen </strong>yedikten sonra yapılan labaratuvar denemeleri, kandaki kırmızı küreciklerin, milimetre küpte, beş yüz bin arttığını gösteriyor.</p>
<p class="yazilar"><span class="kurankirmiziyazi">Polen: Antibiyotiklerin Yapamadığını Yapar</span></p>
<p class="yazilar">&#8220;Hafif laksatif, yani <strong>barsak çalıştırıcısıdır.</strong> İç zehirlenmeleri önleyicidir. Sabah, öğle ve akşam <strong>bol vitamin</strong> almak için polen yiyiniz. Ilık süt, çay, kahve yada suya karıştırılır veya doğrudan yenilir. <strong>Günlük normal miktar</strong> bir çay kaşığıdır(15 mg). Aşırı yorgunluk, zayıflık, hastalık, kansızlık, yavaş gelişme gibi durumlarda dozu artırınız. Hiç bir yan etkisi tespit edilmemiştir. Son araştırmalar, <strong>erken ihtiyarlamadan koruduğunu gösteriyor.</strong> <strong>Siz, 60 yaşından sonra 40 yıl daha dinç yaşamak istiyorsanız, poleni hemen her gün yiyiniz.&#8221;<br />
</strong><br />
Rusya vitaminler enstitüsünde yapılan analizlere göre <strong>polen</strong>, vitamin ve ferment(enzim) gibi canlı cevherlerden yana çok zengindir ve <strong>sinir sistemi dengesi </strong>üzerinde çok etkilidir.</p>
<p class="yazilar">İsveç&#8217;li Prof. Erick Ask ile Dr. Gasto Jonson, <strong>polen</strong>in,<strong> prostat</strong>a en iyi etkiyi yaptığını, yaşlı hastaları dahi ameliyattan kurtardığını tespit ettiler.</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;Polen nasıl olup da hastaları tedavi ediyor? Bunu henüz bilemiyoruz.</strong> <strong>Fakat, çeşitli antibiyotiklerin tedavi edemediği halde, polenle tedavi gören pekçok hastamız süratle tedavi oldular&#8221;</strong> demektedirler.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/pollen.jpg" width="300" height="228" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center">Çeşitli polenlerin elektron mikroskobundaki görüntüleri.</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar">Fransız Dr. Alain Caillas:<br />
<strong>&#8220;Polen, beyin ve kas gücü sağlar&#8221; </strong>diyor.</p>
<p class="yazilar">Dr. Mauntzun:<br />
<strong>&#8220;Polen, beyin rahatsızlıklarında, sinir, kalp ve damar tıkanıklıklarında şaşırtıcı iyileşmeler gösteriyor.&#8221;</strong></p>
<p class="kurankirmiziyazi">Polen: Hayat İksiri</p>
<p class="yazilar">Kanser araştırmacısı Berlin&#8217;li Dr.P.G.Seeger &#8216;in görüşü de şöyle:</p>
<p class="yazilar">&#8220;Üstün bir doğal cevherler birleşimi olan <strong>polen,</strong> hastalık ve çeşitli yetersizlik hallerinde çok yönlü ve güçlü bir etkiye sahiptir. Yapısındaki maddelerin çok yönlü etkisini düşünerek poleni bir <strong>&#8216;hayat iksiri&#8217; </strong>olarak adlandırabiliriz. Onun bu özelliği gerçekte, ferment fonksiyonu ve <strong>hücre solunumu</strong>nu canlandırmasına dayanıyor. Ve onu <strong>birçok hastalıktan,</strong> hatta <strong>kanserden korunma</strong> ve <strong>tedavi</strong>de çok değerli bir madde yapıyor&#8221; diyor.</p>
<p>Prof. Dr. M. Mihri Mimioğlu ve Dr. Kadriye Sorkun:<br />
<strong>&#8220;Polen, metabolizmamız için çok değerli temel maddeleri ihtiva eder. Vücudun eksik maddelerini tamamlar. Barsak iltihaplanmalarını iyileştirir. Polen zayıflık, şişmanlık, kabızlık, ishal gibi birbirine zıd olan rahatsızlıkları da tedavi eder, iktidarsızlığa da iyi geldiği görülmüştür.&#8221;<br />
</strong><br />
CNRS araştırma uzmanlarından Armond Pons:<br />
<strong>&#8220;Polende bütün vitaminler ve diğer cevherlerin insan hayatı için en ideal oranlarda bulunması, üstün bir özelliktir. A ve C vitaminleri az, B vitaminleri çok yüksek orandadır. B vitaminlerine uzun ömür vitaminleri de denir. Dış etkilere karşı hücreyi, bağışıklık sistemine uyarak korur. Sürekli hücre yeniler, hemoglobini çoğaltarak hücreye bol oksijen gelmesini sağlar&#8221; </strong>diyor.</p>
<p>Polen araştırmacılarından Alain Caillas:</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;100 gram karışık çiçek poleninde 900 mgr B1 ve 2760 mgr B5 vitaminleri vardır. Günde bir gram polen, insana yeterli B vitaminlerini sağlıyor&#8221;</strong> diyor.</p>
<p class="yazilar">Prof. Dr. Chauvin ve Prof. Dr. Lenormand; yaptıkları araştırmalarda, <strong>polenin antibiyotik muhtevâsı</strong>nı keşfetmişlerdir.</p>
<p class="yazilar"><span class="kurankirmiziyazi">Polen ve Alternatif Tedavi</span></p>
<p><strong>Polen</strong>, sindirimi kolaylaştırıcı, hücre yenileyici, canlılık verici, iştah artırıcı, hemoglobini yükseltici, seksüel aktivite artışı yanında, soğuk algınlığı, sinirsel ve ülser rahatsızlıklarında yaygın olarak kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Polen</strong>in sağlık konusunda en önemli etkisi,<strong> kronik prostat </strong>hastalığı ile ilgilidir. <strong>Polen</strong>in, prostat rahatsızlığı sonucu oluşan ateşi düşürdüğü rapor edilmiştir (<strong>Dennis</strong>, 1996). <strong>Polen</strong>in <strong>yüksek seviyede çinko içermesi</strong> <strong>ve prostat salgılarının çıkmasında çinkonun anahtar element olması dikkat çekicidir. Yapılan bir denemede, kronik prostat vakalarında 3 ay süreyle denenen polen, % 92 başarı sağladığı görülmüştür.</strong></p>
<p>Yonca, söğüt ve armuttan toplanan <strong>polenler,</strong> flavon içeriği bakımından son derece zengindirler. Bu maddenin antisklerotik, spazmolitik ve radyoaktif maddelere karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalar <strong>polen</strong>in, radyasyonun olumsuz etkilerini azalttığını göstermektedir.</p>
<p>Aktivitesi korunmuş <strong>polen</strong>, arının katkıları ve bitkilerden gelen bazı maddeler nedeniyle; özellikle<strong> sindirim sistemi</strong> ve <strong>idrar yolu enfeksiyonları</strong>na neden olan <em>Eschericia coli,</em> <em>Salmonella anteridis</em> ve <em>Proteus vulgaris</em> gibi gram negatif bakteriler üzerinde antibakteriyel etkiye sahip bulunmaktadır.</p>
<p class="yazilar"><strong>Polen</strong>in aynı zamanda lösemi vakalarında oldukça etkili olduğu rapor edilmiştir. <strong>Polen</strong>in,<strong> kanser</strong>e karşı olumlu etkisinin nedeni, yapısında bulunan yüksek seviyedeki <strong>karotenoidler</strong>e bağlanmaktadır.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/polen1.jpg" width="300" height="225" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center"><strong>Gerçek şifa verici polen, en az 200 çeşit çiçekli bitki bulunduran bir çayırlıktan veya tepelerden elde edilen polendir. </strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar"><strong>Arılar</strong> tarafından toplanan <strong>polen</strong>in değişik oranlarda antibiyotik içermesi, bağırsak ve kan hemoglobini üzerinde olumlu etkiler sağlamaktadır. Bazı raporlar da <strong>polen</strong>in, <strong>cinsel hormonları </strong>beslediği ve uyardığı belirtilmiştir.</p>
<p class="yazilar"><span class="kurankirmiziyazi">Polen: Alternatif Tedavinin Temel Unsurudur</span></p>
<p class="yazilar"><strong>Polen</strong>in, <strong>solunum sistemi </strong>üzerinde de olumlu etkisi vardır. 110 mg polen extraktı ve 100 mg aspirinden oluşan fluaxin ticari isimli preperatın, <strong>soğuk algınlığı ve gribe </strong>karşı başarılı sonuçlar verdiği bildirilmiştir. (<strong>Hanssan</strong>, 1979)</p>
<p>Polonya&#8217;da 8-12 yaş grubu çocuklarda yapılan araştırmalara göre; günde 20 g polen verilen öğrenciler ile polen verilmeyen öğrenciler arasında önemli derecede farklılıklar meydana gelmiştir. Polen alan öğrencilerin, <strong>kan</strong> ile ilgili bütün değerlerinde artış saptanmış ve organizmada genel fizyolojik durum ile vücut direncinde iyileşme görülmüştür. Sinir sistemi üzerinde ki etkileri de dikkate değer bulunmuştur. Yine <strong>Polonya Farmakoloji ve Toksikoloji Enstitüsü</strong> tarafından yapılan araştırmalar sonucu <strong>polen</strong>in, <strong>lipit</strong> (yağ) metabolizması bozukluğunda, kan serumunda ki <strong>trigliserit</strong> düzeyinin düşürülmesinde oldukça etkili olduğu belirlenmiştir.</p>
<p><strong>Polen</strong>, vücut organ ve sistemleri üzerinde <strong>onarıcı etkilere</strong> de sahip bulunmaktadır. Özellikle <strong>karaciğer</strong>deki;<strong> travmatik, toksik, hepatitik</strong> veya herhangi bir etki sonucu oluşan dejenerasyonda önemli gelişmeler sağlanmaktadır. Bu amaçla <strong>Almanya ve Romanya&#8217;da, polenden yapılmış ilaçlar piyasada satılmaktadır.<br />
</strong><br />
<strong>Apiterapi</strong> üzerine çeşitli kongrelerde tartışılan bildiriler ele alındığında <strong>polen</strong>in, kronik sindirim sistemi hastalıklarında; örneğin <strong>kronik kolit, mide ülseri, mide kanaması, kronik ishal ve kabızlıkta; anemi tedavisinde; beyin sklerozunda; kolesterol, lipid ve trigliserid kontrolünde; prostat bezi hastalıkları</strong>nda; <strong>akut ve kronik hepatitte; doku ve organlarda görülen yapısal veya fizyolojik problemler</strong>de başarı ile kullanıldığı anlaşılmıştır.<br />
<strong><br />
Polen</strong>deki <strong>H</strong> <strong>vitamini</strong>nin varlığı, Rus araştırıcı Deviatrin ve Joirich tarfından açıklanmıştır. Bu vitamin gelişmeyi kolaylaştırır. Deri ve göz iltihaplarını önler. <strong>Polen</strong>de <strong>rutin maddesi </strong>vardır. <strong>Rutin</strong>, kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur, kalp kasının çalışmasını güçlendirir. Grecean ve Enciu&#8217;nin; antibiyotik içermesi konusunda yaptığı çalışmalar sonunda; <strong>polen</strong>in, <em>Staphylococcus, Salmonella, E. Coli ve Bacillus Anthracis&#8217;</em>e karşı etkili olduğu ve bunların üremelerini engellediği tespit edilmiştir. Caillas&#8217;dan edinilen bilgiye göre, <strong>bir polen kürü ile en inatçı bağırsak iltihabı bile iyileştirilebilir.</strong> <strong>Polenler</strong>, <strong>bağırsak bakteri ve fermentleri (enzim) üzerinde olumlu etki yapar. Bu bakımdan polenlere, bağırsakların polisi gözüyle bakılabilir.<br />
</strong><br />
Gerçek şifa verici <strong>polen</strong>, en az 200 çeşit çiçekli bitki bulunduran bir <strong>çayırlık</strong>tan veya <strong>tepeler</strong>den elde edilen <strong>polen</strong>dir. Bitki sayısı arttıkça, <strong>polen</strong>in besin ve ilaç değeri de artmaktadır. Bunu,<strong> polen</strong>in <strong>renk çeşidi</strong>nden anlayabiliriz.</p>
<p><strong class="kurankirmiziyazi">Polenin Kullanıldığı Alanlar</strong></p>
<p>· İlaç sanayiinde: Prostat problemlerinde, Alerjik vakalarda<strong>, Astım </strong>tedavisinde.<br />
· Yiyecek sanayiinde: <strong>Gıda</strong> desteği (Food supplement)<br />
· Hasta, çocuk, yaşlı ve düşkünlerin <strong>beslenme</strong>sinde.<br />
· Arı kolonilerinin beslenmesinde.<br />
· Bombus arılarının beslenmesinde.<br />
· Yarış atlarının beslenmesinde.<br />
· Kozmetik sanayiinde.<br />
· Polinasyon(tozlaşma) çalışmalarında.<br />
<span class="yazilar">· Çevre kirliliği çalışmalarında.</span></p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/bal_ürünler_ari_sütü.jpg" width="270" height="270" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span class="resimaltiyazi"><strong>Arısütü, 6-15 günlük işçiarıların, yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları bir maddedir. </strong></span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="kurankirmiziyazi">ARISÜTÜ</p>
<p class="yazilar"><strong>Arılar</strong>ın, <strong>anaarı</strong> ve larva beslemede kullandıkları harika besin olan <strong>arısütü,</strong> normal koşullarda, 6-15 günlük <strong>işçiarı</strong>ların, yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları bir maddedir. Oluşumu itibariyle diğer hayvanların memelerinde oluşan süt ile herhangi bir ilgisi olmamakla beraber, <strong>sütsü görünüşü ve yavru beslenmesinde kullanımı nedeniyle,</strong> Türkçe terminolojide süt olarak adlandırılmaktadır. Diğer dillerde ise,<strong> kraliyet jeli </strong>(Royal jelly)olarak adlandırılmaktadır.</p>
<p>Beyaz-krem renkte, pelte kıvamında, kendine özgü kokusu ve <strong>ekşi-acı bir tadı </strong>bulunmaktadır.</p>
<p class="kurankirmiziyazi">Kimyasal Yapısı</p>
<p class="yazilar"><strong>Arısütü</strong>, kimyasal olarak çok karmaşık bir yapıya sahiptir. <strong>Arısütü</strong>nün yapısında, % 66 <strong>su</strong>, % 12.34 <strong>protein</strong>, % 5.46 <strong>yağ</strong>, % 12.49 <strong>şeker</strong>, % 0.82 <strong>mineraller</strong>, % 2.84 bilinmeyen maddeler bulunmaktadır. İçeriğinde 17 çeşit<strong> amino asit</strong>in bulunduğu tespit edilmiş, lipit kısmında ise, 26&#8217;dan fazla <strong>yağ asidi</strong> gözlenmiştir. Ayrıca <strong>B, C, D</strong>  ve <strong>E</strong> vitaminleri yönünden zengindir.</p>
<p class="kurankirmiziyazi">Üretimi, Muhafazası ve Tüketimi</p>
<p class="yazilar"><strong>Arısütü</strong>, çeşitli hastalıkların tedavisinde, vücudun sağlıklı tutulmasında, <strong>hücre yenileme</strong> özelliği nedeniyle kullanılmaktadır. Son yıllar da <strong>arısütü</strong>nün, alternatif tedavi (apiterapi)alanında kullanımı, üretimini cazip duruma getirmiştir. Saf <strong>arısütü</strong> üretiminin muhafazası zor, son derece teknik işgücünü gerektirmektedir. <strong>Arısütü</strong> üretiminin temeli, <strong>anaarı</strong> yetiştiriciliğinin belli bir safhada durdurulup, larvaların gelişmeleri için depolanan <strong>arısütü</strong>nün, larvaları imha ederek toplanması üzerine kurulmuştur. <strong>Anaarı</strong> yetiştiriciliğinde olduğu gibi, yapay <strong>anaarı</strong> gözüne, larva transferi yapıldıktan 3 gün sonra, aşılama yapılmış yapay <strong>anaarı</strong> yüksüklerini içeren çerçeveler kovandan çıkarılır.</p>
<p><strong>Arısütü,</strong> plastik veya tahta bir kaşıkla alınarak toplanır, süzülür ve ışık almayacak şekilde şişelere depolanır. Mutlak surette soğuk ortamlarda saklanması gereken <strong>arısütü</strong>; sabahları aç karnına, kahvaltıdan yarım saat önce ve tahta bir kaşık yardımıyla saf olarak dil altından alınması şeklinde tavsiye edilmektedir.</p>
<p><span class="kurankirmiziyazi"><strong>Kullanım Alanları</strong></span></p>
<p><strong>Arısütü</strong> kozmetikte, fiziksel performansın uyarılmasında, öğrenme kapasitesi ve kendine güvenin sağlanmasında, cinsel sorunlarda, kansızlık, kolesterol, viral enfeksiyonlara karşı direncin artırılmasında, kanser, yüksek ve düşük kan basıncı damar sertliği, kronik ve tekrarlayan hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.</p>
<p><span class="kurankirmiziyazi">Arısütü ile Tedavi(Apiterapi)</span></p>
<p class="yazilar"><strong>Arısütü</strong>, genel olarak vücutta hücre yenilenmesi, hücre üretimi ve metabolizması üzerinde etkili olduğundan, organizmanın bütün dokularında canlılık ve bunun sonucunda sağlık, enerji, bağışıklık ve dinçlik meydana getirir. Bu yönüyle akla gelebilecek bütün sağlık problemlerinde, önemli düzeyde motivasyon sağlar.</p>
<p><strong>Arısütü,</strong> kalp rahatsızlıklarından, kansere kadar bir çok hastalıkta vücudu güçlendirmek, bağışıklık sistemini uyarmak amacıyla kullanılmaktadır. Özellikle yoğun <strong>antibiyotik</strong> kullanan <strong>radyoterapi</strong> ve <strong>kemoterapi</strong> olan hastalarda, muhtemel <strong>karaciğer</strong> ve <strong>böbrek zararları</strong>nı önlemekte, fonksiyonlarını korumaktadır. <strong>Arısütü</strong>nün insan ve hayvanlar üzerinde etkilerini belirlemek amacıyla, bir çok çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışmalardan bazıları şunlardır;</p>
<p><strong>1)</strong> Japonya&#8217;da 54 farklı hastalık üzerinde yapılan uygulamalarda, ortalama % 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar, bu hastalıkların bazılarının; iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirmektedirler. Aynı araştırıcılar, kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin <strong>arısütü</strong> tarafından engellediğini de belirtmektedirler.</p>
<p><strong>2)</strong> Çin&#8217;de yapılan başka bir denemede, deney hayvanlarına tümör oluşumuna neden olan <strong>antijen</strong> verilmiş ve iki gruba ayrılmıştır. Grubun birine <strong>arısütü</strong> verilmiş, diğerine verilmemiştir. <strong>Arısütü</strong> almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldüğü halde, <strong>arısütü</strong> alan gruptaki hayvanlarda ölene rastlanmamıştır. Bu durum <strong>arısütü</strong>nün, en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlayıcı niteliktedir.</p>
<p><strong>3) </strong>Yine Arjantin&#8217;de yapılan bir başka araştırmada; tavşanlara aşırı yağ içeren diyet uygulanmış ve iki gruba ayrılarak grubun birine <strong>arısütü</strong> verilmiştir. Deney sonucunda kontrol grubunun kanındaki kolesterol düzeyi, ortalama % 1,37 olarak belirlenirken; <strong>arısütü</strong> verilen grupta bu değer ortalama % 0,68 bulunmuştur. Ayrıca aynı denemede kroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu, <strong>arısütü</strong> alan bu grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.</p>
<p><strong>4)</strong> <strong>Arısütü</strong>nün, çeşitli iltihabi hastalıklarda başarı ile kullanılabileceğini destekleyen bir çalışma da Bulgaristan&#8217;da yapılmıştır. 125 iltihabi hastalık üzerinde yapılan araştırmada <strong>arısütü</strong>nün, organizmada <strong>bağışıklık-biyolojik aktivite</strong>yi arttırarak hastalığın önlenebileceği sonucuna varılmıştır.</p>
<p><strong>5)</strong> <strong>Arısütü</strong>nün<strong> karaciğer yağlanması</strong>nı önleyebileceğini destekleyen unsur, yapısında bol miktarda bulunan <strong>asetil kolin</strong>dir. Çünkü<strong> asetil kolin </strong>ile <strong>yağlanma</strong> arasında negatif korelasyon vardır. <strong>Arısütü</strong>nün, 50-100 mg dozu bile total kolesterol düzeyinde % 14 lipit düzeyinde ise % 10 azalma sağlanmıştır. Ayrıca <strong>arısütü</strong>nün, yüksek dozlarda kullanımı antiviral etki oluşumuna neden olduğundan, gribe karşıda oldukça başarılı sonuçlar alınmıştır.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/bal_ürünler_larvalqueen.jpg" width="306" height="185" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span class="resimaltiyazi"><strong> Arısütü; anaarı yetiştiriciliği, belli bir safhada durdurularak, larvaların gelişmeleri için depolanan, arısütünün, (larvaları imha ederek) toplanması ile elde edilir.</strong></span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar"><strong>6) </strong>İnvitro (laboratuar) çalışmaları, <strong>arısütü</strong>nün yapısında bulunan <strong>10 HDA</strong>&#8216;nın, <strong>antibiyotik etki</strong>ye sahip olduğunu desteklemektedir. Bu antibiyotik etki <em>E.coli, Salmonella, Proteus, Basillus suptillis </em>ve <em>Saureus </em>mikroorganizmalarına karşı kanıtlanmıştır. Bu konuda yapılan bir çalışmada <strong>arısütü</strong>nün; 0,5 mg ve 1 mg miktarları bakteri gelişimini inhibe ettiği görülmüştür. Ayrıca bazı antibiyotiklere kıyasla bakteriler üzerinde daha etkili olduğu gözlenmiştir.</p>
<p><strong>7) Kanada Ulusal Kanser Araştırma Enstitüsü&#8217;</strong>nün 27/04/1963 te yayınlanan raporuna göre; Prof. Gordon F.Towsen&#8217;in aldığı sonuçlar ise; &#8220;<strong>Arısütü</strong>nün bileşiminde bulunan 9-10 Hydroxy-2 Transoique ve Dicarboxylic gibi asitlerin bulunması lösemi(leucemie) kan kanserinin gelişmesine ve diğer bazı kanser tümörlerinin büyümesine engel olmaktadır. Bu konuda, 2000 deney faresi üzerinde yapılan incelemelerde, farelerin hepsine kanser hücreleri aşılanmış ve bunlardan 1000 tanesine hiçbir müdahale yapılmayarak kendi haline bırakılmış, diğer 1000 tanesine de <strong>arısütü</strong> verilmiş; kendi haline bırakılan 1000 farenin kanserden öldüğü, <strong>arısütü</strong> ile beslenen diğer 1000 farede ise kanser görülmediği ve yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmiştir.&#8221;</p>
<p><strong>8)</strong> Fransız Dr. Alain Caillas&#8217;ın vardığı sonuçlara göre; <strong>arısütü</strong>, <strong>antibiyotik</strong> ve <strong>antimikrobiktir</strong>. Özellikle <strong>verem mikrobu </strong>üzerinde büyük öldürücü özelliğe sahiptir. Angina pektoris, damar sertliği, astım, şeker, ülser, hiper ve hipotansiyon ve felçlerde çok olumlu etkileri görülmüştür.</p>
<p class="yazilar"><strong>9)</strong> Avusturya&#8217;da, 120 hasta üzerinde yapılan klinik denemelerde, <strong>arısütü</strong>nün ağızdan alınması ile cilt ve saç hastalıklarında önemli gelişmeler ve düzelmeler görülmüştür. Yine <strong>arısütü</strong>nün içerdiği hormonlar sebebiyle, cinsel fonksiyonları artırıcı etkileri de tespit edilmiştir. Bunların dışında, <strong>arısütü</strong> bileşiminde mevcut &#8220;tespit edilmeyen diğer maddeler&#8221;adı altında belirtilen, % 2-3 civarındaki kısmında ise; <strong>arısütü</strong>nün, asıl <strong>şifa</strong> niteliğini taşıyan maddelerin bulunduğu tahmin edilmektedir.</p>
<p class="yazilar">Bunlardan biri,<strong> bal</strong>da bulunmayan, sadece <strong>arısütü</strong>nde % 1.5 oranında bulunan <strong>10-hidroksi-delta-2-dekonik asit</strong>tir. Esasen, farmasötik preparatlarda, <strong>arısütü</strong>nün mevcudiyetinin tespiti de bu bileşiğin tayiniyle yapılabilmektedir. Yine tespit edilemeyen maddeler kısmında bulunan diğer çeşitli aktif maddeler, organizmada <strong>canlandırıcı</strong> ve <strong>gençleştirici</strong> etkide bulunmaktadır. Çocuklarda görülen büyüme gecikmelerine ve vücut kuvvetsizliğine karşı da ilaç olarak kullanılmaktadır. Alınacak ortalama dozaj, günde vücut ağırlığının beher kilosu için 1mg. dır. Örneğin 80 kg. olan bir kişi, 80mg. alabilir. <strong>Arısütü</strong>, alışkanlık yapmayan her yaşta alınabilen bir maddedir.</p>
<p class="yazilar"><strong>10) Arısütü</strong>nün, <strong>işçi arılar</strong> ile <strong>anaarılar</strong> arasındaki cinsel farklılaşmayı meydana getiren, biyolojik bir etki yaptığı ve bu etkiye büyük orandaki<strong> pantotenik asit</strong> miktarının neden olduğu bildirilmektedir. <strong>Arısütü</strong>nün içinde bulunan 10-hydroxdec 2-cnoic asitden dolayı, <strong>antibakteriyel etki</strong>ye sahip olduğu bildirilmektedir. Saf olarak veya <strong>bal</strong>a karıştırılarak yendiğinde romatizmal hastalıklara, kansızlığa, çeşitli göz hastalıklarına, saç dökülmelerine karşı kullanılmaktadır.</p>
<p><span class="kurankirmiziyazi"><strong>Arı Sütünün: Yüzeysel Kullanımı</strong></span></p>
<p><strong>Deriyi gerdirme,</strong> <strong>yenileme</strong> ve <strong>canlılık</strong>, epitel hücrelerini <strong>geliştirme</strong> ve <strong>uyarma</strong>, <strong>kırışıklığı giderme</strong>, derinin yağ sekresyonunu düzenleme, <strong>antibiyotik aktivite </strong>ve <strong>antiviral aktivite</strong> de kullanılmaktadır.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/bal_ürünler_propolis2.jpg" width="289" height="218" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span class="resimaltiyazi"><strong>Arıların, petek tamirinde propolisi, mumlarla karıştırıp, peteğin daha sıkı bir yapı kazanmasını sağladığı ifade edilmiştir.</strong></span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="kurankirmiziyazi"><strong>PROPOLİS</strong></p>
<p class="yazilar"><strong>Propolis, balarıları</strong> tarafından özellikle çiçeklerden ve yaprak tomurcuklarından toplanan, değişik miktarlarda<strong> balmumu ve reçine karışımıdır</strong>. Şehrin müdafaası manasına gelen &#8220;<strong>propolis</strong>&#8220;; Yunanca <strong>pro (müdafaa) ve polis (şehir)</strong> kelimelerinden türetilmiştir. Bunun <strong>balarısı</strong> için anlamı ise, <strong>kovanın muhafazası</strong> demektir. <strong>Propolis</strong>in ham maddeleri, arılar tarafından değişik bitkilerden toplanır ve ağızlarındaki tükürük enzimleriyle kısmen sindirilir. Kısmen sindirilen çeşitli maddeler <strong>balmumu</strong> ile karıştırıldıktan sonra kovanda kullanılır. İçerisinde biraz polen bulaşığı da bulunabilir.<br />
<strong>Arılar</strong>ın, petek tamirinde <strong>propolis</strong>i, mumlarla karıştırıp, peteğin daha sıkı bir yapı kazanmasını sağladığı ifade edilmiştir.</p>
<p class="yazilar"><strong>Arılar, propolis</strong>i, kovan çatlaklarını sıvamada, uçuş deliklerinin daraltılmasında ve kovana girdikten sonra öldürülen fakat dışarı atılamayan zararlıların kokuşmasını önlemek üzere <strong>mumyalanmasında</strong> kullanırlar. Bitkilerin taze sürgün ve tomurcuklarından, arılar tarafından polen gibi toplanan ve kovana taşınan bu madde, sanayinin birçok dalında özellikle ilaç ve kozmetik yapımında kullanıldığı gibi, <strong>apiterapi</strong> merkezlerinde, çoğu hastalığa karşı başarı ile kullanılmaktadır. <strong>Propolis</strong>;<strong> antibakteriyal, antiviral, antifungal, antioksidan, antiparazitik</strong> özelliklere sahip bir maddedir.</p>
<p><strong>1 mg Propolis, </strong>yaklaşık olarak<strong> 20 mg Penisilin&#8217;</strong>e denk gelmektedir.</p>
<p><strong>Arılar, propolis</strong>i, kavak, meşe, kayın, okaliptus ağaçları ve çalılıklardan toplarlar. <strong>Arılar,</strong> <strong>propolis</strong>i, kovanda dip tahtası, çerçeve kenarları ve giriş deliği arkasında biriktirirler.</p>
<p><span class="kurankirmiziyazi">Saklanması</span></p>
<p class="yazilar">Ağzı sıkıca kapanabilen ışık geçirmez kaplarda, 3-8 °C arasında saklanır.</p>
<p><strong class="kurankirmiziyazi">Propolisin Fiziksel Özellikleri </strong></p>
<p>Renk: Bitki türüne bağlı olarak renk, sarıdan, koyu kahveye kadar değişir.<br />
<strong>Propolis,</strong> 60-70 °C&#8217;de sıvı, 25-45 °C&#8217;de yumuşak ve yapışkan, 15 °C altında ise, katı kırılgandır.<br />
<strong>Propolis</strong>, etanol, glycol ve suda belirli oranlarda çözünür<br />
Antibakteriyal komponentler, genellikle alkol ve suda çözülürler.<br />
<strong>Propolis</strong>, saf katı, sıvı, tablet, sprey, pomad, propolisli sabun, propolisli şeker vb. gibi birçok şekil ve formulasyonlarda pazarlanmaktadır.</p>
<p><span class="kurankirmiziyazi">Propolisin Yapısı ve Bileşimi</span></p>
<p><strong>Propolis</strong> örneklerinde, bitkisel kaynağa bağlı olarak, 150-200 bileşik veya kimyasal saptanmıştır. Bunlardan bazıları: Flavonlar ve flavonoidler, terpenler ve terpenoidler, aromatik asit ve esterleri, alifatik asit ve esterleri, amino asitler, alkoller, aldehitler, kalkonlar, ketonlar, hidrokarbonlardır. Ayrıca, bazı vitaminler (B1, B2, C ve E) bulunur. Bileşiminin büyük bir kısmını, flavonoitler oluşturur. Bu bileşikler, bitkiler aleminde yaygın olarak bulunur. Bunların nispetleri değişmekle beraber, ortalama % 50 reçine, % 30 mum, % 10 esansiyel ve aromatik yağlar, % 5 polen, % 5 diğer maddeler ve organik kalıntılardan ibarettir.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><span class="yazilar"><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/bal_ürünler_propolis1.jpg" width="295" height="245" /></span></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center"><strong>Arılar, propolis</strong>i, kovan çatlaklarını sıvamada, uçuş deliklerinin daraltılmasında ve kovana girdikten sonra öldürülen fakat dışarı atılamayan zararlıların, kokuşmasını önlemek üzere <strong>mumyalanmasında</strong> kullanırlar.</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span class="kurankirmiziyazi">Kullanım Alanları<br />
</span></p>
<p class="yazilar">Başlıca tesirleri arasında <strong>antiseptik</strong> (mikroptan arındırıcı), <strong>antimikotik</strong> (mantarlara karşı), <strong>bakteriyostatik</strong> (bakteri üremesini durdurucu), astringent (lokal olarak damarları daraltan faktör), <strong>spazmolitik</strong> (kas gevşetici), <strong>antienflamatuar</strong> (iltihap giderici), <strong>anestetik</strong> (sinir hassasiyetini azaltıcı) ve <strong>antioksidant</strong> (oksitlenmeyi veya moleküllerdeki bozulmayı engelleyici) özellikleri sayılabilir.</p>
<p class="yazilar"><strong>Propolis</strong>in, eskiden beri yaraların iyileştirilmesinde, dokuların yenilenmesinde faydalı olduğu; yanıkların tedavisinde, nörodermatitlerde, bacak ülserlerinde, sedef hastalığında (psoriasis), genitalis ve pruritus (cinsi rahatsızlıklarda) kullanıldığı rapor edilmiştir. Yaşadığımız yüzyılda bu değerli ürünün, yukarıda belirtilen etkileri yanında; <strong>antiülser, lokal anestezik, antitümör, bağışıklık uyarıcı </strong>gibi biyolojik aktivite özelliği göstermesi; <strong>tıp, apiterapi, beslenme ve biyokozmetik</strong> alanında kullanımını yaygınlaştırmıştır.</p>
<p>Romatizma ve mafsal burkulması durumlarında tedavi edici olarak, ağız yıkama preparatlarının içine katılarak, diş macunu olarak, ağız iltihaplarının ve diş etlerinin tedavisinde kullanıldığı kaydedilmektedir. Kozmetik ürünlerde ve ilaçlarda (mesela yüz kremlerinde ve losyonlarda) kullanılmıştır. <strong>Propolis</strong>, ayrıca diş aralarını temizlemeye yarayan mumlu iplik yapımında kullanılır. Şekerler-sakızlarda, boğaz pastil ve damlalarında, şampuan ve sabunda da kullanılmaktadır.</p>
<p class="yazilar"><span class="kurankirmiziyazi">Tarihi ve Tedavide Kullanımı</span></p>
<p>Eski Mısırlıların ölülerini <strong>mumyalamak</strong>ta, Yunanlılar ve Romalılar&#8217;ın <strong>yaraları tedavi etmekte</strong> kullandıkları, tarihi kayıtlardan bilinmektedir. <strong>Propolis</strong>in tıbbi alanda kullanımı çok eski çağlara uzanır. <strong>Propolis</strong>in vazelinle karıştırılarak, hazırlanan merhemlerin, Boer savaşları sırasında kullanıldığı, <strong>yaraları iyileştirdiği</strong> belirtilmektedir. Hipokrat, <strong>propolis</strong>in, deri ülserlerinin ve sindirim sisteminin tedavisinde kullanıldığını söylemiştir. Anadolu&#8217;da da geleneksel olarak insanlarda ve çiftlik hayvanlarında ayak ve deri problemlerinde, yaraların iyileştirilmesinde, çıbanlarda kullanıldığı bildirilmektedir. Avrupa&#8217;daki 12 yy kayıtları <strong>propolis</strong>in, medikal preparatların, ağız ve yara enfeksiyonlarının tedavisi ve diş sağlığı için kullanımından bahseder.</p>
<p class="yazilar"><strong>Propolis</strong>, sağlık için vücut yoluyla alınması gereken<strong> 22 besin</strong>i bünyesinde taşıması açısından, içinde bulunduğumuz yüzyıl da keşfedilen mükemmel <strong>doğal ilaç</strong> olarak kabul edilmiş ve önem kazanmıştır. Alternatif tıbbın,<strong> propolis</strong>i kullandığı hastalık alanları şöyle sıranalabilir: <strong>Solunum enfeksiyonları, viral enfeksiyonlar, deri enfeksiyonları, diş ve dişeti hastalıklarında, yara tedavisi ve doku yenilenmesi, kulak enfeksiyonları, sindirim sistemi rahatsızlıkları, bağışıklık sistemi bozuklukları gibi. </strong><br />
<strong><br />
Propolis</strong>in, insanlar üzerinde olumlu etkisini gösterdiği hastalıklar:<strong> Beriberi, deri ülseri, ağız yaraları, diş ağrısı, burun iltihabı, mide ülseri, böbrek bozuklukları, İYE (idrar yolu enfeksiyonu) iyi huylu tümör, kist, damar sertliği, diabet, kemik erimesi, kırıkların kaynaması, sedef, sinir ucu iltihabı, sivilce, egzama, vajinal ve rahim iltihaplanması, şeker hastalığı, nefes darlığı, çeşitli yaralar, cilt kanseri, menopoz dönemi kemik erimesi, astım, bronşit, romatizmal ağrılar, tiberküloz, mikrobik rahatsızlıklar, parkinson, hemeroid, akciğer kanseri, grip, uçuklar, gastrit, oniki parmak ülseri, orta kulak iltihabı, ÜSYE (üst solunum yolu enfeksiyonu), baş ağrısı, güneş yanığı, akne </strong>olarak sıralanabilir.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><span class="yazilar"><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/bal_ürünler_Propolis.jpg" width="300" height="236" /></span></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center">Kovandan toplanarak topak haline getirilmiş propolis.</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar"><strong>Propolis</strong>, güçlü <strong>antimikrobiyal</strong> aktivitesinden dolayı, <strong>doğal antibiyotik </strong>olarak bilinir. <strong>Propolis</strong>in, <em>MRSA </em>da dahil olmak üzere 21 tür bakteri üzerinde, 9 tür mantar üzerinde, <em>Giardia</em>&#8216;nın da dahil olduğu 3 protozoa türü üzerinde ve<em> herpes</em> ve <em>influenzan</em>ın da dahil olduğu geniş yelpazeli virüsler üzerinde, inhibitör(engelleyici) etkisi bulunmuştur. Japonya ve Çin gibi Uzakdoğu ülkelerinde <strong>propolis</strong>in, bu yüzyılda keşfedilen <strong>&#8220;en mükemmel doğal ilaç&#8221;</strong> olduğu kabul edilmiştir.</p>
<p class="yazilar"><strong class="kurankirmiziyazi">Tıpta Kullanımına Örnekler</strong> <br class="style39" /><strong><br />
Propolis spreyleri</strong>nin, <strong>solunum yoluy</strong>la alındığında romatizmaya ve astıma iyi geldiği, gut hastalığının tedavisinde ve sinirleri yatıştırmada kullanıldığı bildirilmektedir(<strong>Krell</strong>, 1996). Bunların yanında <strong>propolis</strong>in, beyin cerrahisinde kanamayı engellediği, yine % 2&#8217;lik <strong>propolis</strong>in, genel olarak merhemlerin antibakteriyel etkilerini artırdığı bildirilmektedir (<strong>Ghisalberti</strong>, 1979). <strong>Propolis</strong>in oldukça güçlü bir anestezik özelliği vardır ki, kokayinden 10 kat daha güçlü olduğu kabul edilir. Bu nedenle Rusya&#8217;da, uzun zamandır diş hekimliğinde, <strong>anastezik</strong> olarak kullanıldığı bilinmektedir.</p>
<p><strong>Propolis</strong>in, bazı kanser türlerinde kullanımı, yapısındaki <strong>cynamic asit </strong>ve <strong>terpenoidler</strong>in, sitotoksik(hücre için zehirli) aktivitesi ile ilgilidir. Bu yönüyle <strong>propolis</strong>, bağırsak, böbrek, meme, burun ve farenks(yutak) kanserlerinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Uruguay menşeyli <strong>propolis</strong>le yapılan bir çalışmada, meme kanserini yavaşlattığının bulunması, bu yargıyı güçlendirmektedir (<strong>Novatny et al,</strong> 1999).</p>
<p>Çin&#8217;de, Lian Yun Gang&#8217;ın Worker&#8217;s hastanesinde Dr. Fang Zhu, hipertansiyon, damar tıkanıklığı, koroner kalp rahatsızlığı olan 45 hasta seçmiş ve bu hastalara, 30 gün boyunca günde 3 defa 300 mg <strong>propolis</strong> vermiştir. Bu süre sonunda hastaların kolesterol düzeylerinde belirgin düşüşler gözlenmiştir.</p>
<p>Saraybosna Radyoloji Enstitüsü&#8217;nden bazı fizikçiler radyasyon alan hastalardaki bazı proteinler üzerinde çalışmışlardır. Bu hastalar, düzensiz protein metabolizması, ya da X ışınları nedeniyle karaciğer rahatsızlığı bulunan hastalardır. Bu hastalara iki ay boyunca <strong>propolis</strong> verilmiştir. Diğer grup hastalara ise, <strong>placebo</strong> ilacı verilmiştir. İki ay sonunda, <strong>propolis</strong> verilen hastaların çoğunda iyileşme gözlenmiştir. <strong>Placebo</strong> <strong>ilacı</strong> verilen hastalarda ise, hiçbir gelişme gözlenmemiştir.</p>
<p>Romanya&#8217;da Dr. A. Vasilca ve Dr. Eugenia Milcu,<strong> propolis</strong>in ülser üzerindeki tedavi edici özellikleri üzerinde çalışmışlardır. 34 kronik ülser hastasına, 4 hafta boyunca propolis ekstraktı verilmiştir. 28 hasta tamamen iyileşirken, 6 hastada önemli gelişmeler kaydedilmiştir.</p>
<p>Yapılan çalışmalarda, düzenli ve sürekli olarak <strong>propolis</strong> alınması durumunda; sindirim, solunum ve dolaşım sistemindeki hastalık etmenlerini(patojenleri) yok ettiği, internal toksinleri vücuttan attığı saptanmıştır. Özellikle Japonya&#8217;da yapılan klinik çalışmalarda, 3 ay ile 1 yıl sürekli bir şekilde alınan<strong> propolis</strong>in, çeşitli internal kanser hücreleri üzerinde etkili olduğu saptanmıştır.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/bal_ürünler_sting.jpg" width="304" height="245" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center"><strong>Arı zehiri; enzimler, proteinler ve aminoasitlerden oluşan kompleks bir karışımdır. Renksiz, berrak bir sıvıdır, hafif tatlıdır.</strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar"><span class="kurankirmiziyazi"><strong>ARI ZEHİRİ</strong></span></p>
<p><strong>Arı</strong><strong> zehiri,</strong> işçi arılarda, zehir bezlerinde üretilip zehir torbasında depolanır. Petek gözlerinden yeni çıkan <strong>arılar</strong>ın, zehir üretme yetenekleri çok az olup, 12 günlük olduklarında en yüksek kapasiteye ulaşırlar ve 20 günlük olduklarında, <strong>zehir üretme yetenekleri</strong>ni kaybederler. <strong>Arı zehiri</strong>, kimyasal olarak oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Farmakolojik açıdan önemli aktif maddeler içerir. Bunlardan en önemlisi, kimyasal yapının yaklaşık % 50&#8217;sini oluşturan <strong>polipeptit</strong> yapıdaki <strong>melittin</strong>dir.</p>
<p><strong class="kurankirmiziyazi">Yapısı</strong> <br class="style39" /><br />
<strong>Arı zehiri</strong>; enzimler, proteinler ve aminoasitlerden oluşan kompleks bir karışımdır. Renksiz, berrak bir sıvıdır, hafif tatlıdır. Suda çözünebilir özelliktedir. Hava ile temas ettiğinde, opak ya da gri-beyaz kristaller şeklinde çökelir. Kuruduktan sonra, beyaz renkli bir toz halini alır.</p>
<p class="yazilar"><strong class="kurankirmiziyazi">Elde Edilişi ve Muhafazası</strong></p>
<p><strong>Arı zehiri</strong>nin elde edilmesinde kullanılan yöntemler arasında, <strong>arıya, elektrik şoku </strong>uygulanması ilk sırayı alır. bu yöntem için kurulan düzenek, kovana yerleştirilen bir tel ızgara, bunun alt kısmına tespit edilen geçirgen bir yüzey (tercihen steril bir bez parçası) ile zehirin toplanacağı hazneden oluşur. Kovana aralıklı şekilde verilen elektrik akımını, bir dış tehdit olarak algılayan <strong>balarıları</strong>, tel ızgara ile temas ettiklerinde, geçirgen yüzeye iğnelerini batırmak suretiyle zehirlerini zerk ederler.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/ari_zehiri.jpg" width="332" height="258" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center">Arı zehiri bileşenleri</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/canlilar/ari_resimleri/ari_zehiri1.jpg" width="319" height="327" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span class="resimaltiyazi">Arı zehiri ile tedavi</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar">Rutubet ve nemden uzak tutulması halinde, 5 yıl süreyle bozulmadan kalabilir. <strong>Arı zehiri</strong>ni muhafaza etmede en uygun yöntem, <strong>derin dondurucuda saklamaktır.</strong></p>
<p class="kurankirmiziyazi"><strong>Arı Zehiri Bileşenleri</strong></p>
<p class="yazilar"><strong>Arı zehiri</strong>nin bileşiminde, 18 farklı biyoaktif molekül yer alır. Bunların büyük kısmını, bilinen en güçlü antienflamatuar ajanlardan olan <strong>melittin</strong> oluşturmaktadır.</p>
<p class="kurankirmiziyazi">Arı Zehiri ile Tedavi</p>
<p class="yazilar"><strong>Arı zehiri</strong>nin tedavi amaçlı kullanımına dair ilk yayınlar, 1864&#8217;te yapılmıştır. Günümüzde ise dünya literatüründe 1500&#8217;den fazla çalışmada <strong>arı zehiri</strong>nin, klinikte sıkça rastlanılan otoimmün bozukluklar, epilepsi, migren, hipertansiyon ve artrit gibi pek çok hastalığa karşı oluşturduğu güçlü terapatik etkinlikten söz edilmektedir.</p>
<p class="yazilar"><strong>Arı zehiri</strong>nin farmokolojik etkileri, bağışıklık sistemini uyarması ve birçok rahatsızlığa iyi gelmesi nedeniyle, son yıllarda üretimi ve tıpta kullanımı her geçen gün artmaktadır. <strong>Arı zehiri</strong>, saf olarak <strong>iğne şeklinde</strong>, krem, tablet ve merhem şeklinde ilaç sanayiinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Farmokolojik olarak <strong>arı zehiri</strong>, kan dolaşımını artırıcı, bakteri öldürücü, radyasyona karşı koruyucu, tansiyon düşürücü etkileri ve bağışıklık sistemini aktive edici etkilere sahiptir.</p>
<p class="yazilar">Son yıllarda yapılan çalışmalarda <strong>arı zehiri,</strong> multiple sclerosis(MS), aids, kanser ve tedavisi mümkün olmayan bir çok hastalıkta başarı ile kullanılmaktadır. <strong>Arı zehiri</strong>nin bu özellikleri ve yaygın olarak kullanımı nedeni ile apiterapi, başta ABD, Bulgaristan, Rusya, Çin, Kore ve birçok Avrupa ülkesinde, alternatif tıp olarak kabul edilmiş ve <strong>apiterapi</strong> hastaneleri kurulmaya başlanmıştır.</p>
<p class="yazilar">Romanya&#8217;da merhem ve solüsyon formundaki <strong>arı zehiri</strong>, apireven adıyla, romatoid artrit olgularının tedavisinde kullanılmaktadır. <strong>Arı zehiri,</strong> günümüzde 500 kadar hastalığın tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Bu tabloda, <strong>arı zehiri</strong> bileşenlerinin, terapatik(tedavi) etkinlik gösterdiği hastalıklardan, sadece bazılarına yer verilmiştir.</p>
<p class="yazilar">Araştırmacılar, tüm <strong>arı zehiri</strong>nin, radyasyon hasarına karşı % 70 oranındaki koruyucu etkinliğinin, <strong>melittin</strong> ve <strong>fosfolipaz</strong> <strong>A2</strong>&#8216;ye bağlı geliştiğini ifade etmektedir. Günümüzde farmasötik preparat olarak, 24 ürünün <strong>arı zehiri</strong> içerdiği ifade edilmektedir. Bu ürünler, reçeteli veya reçetesiz temin edilebilirler. <strong>Arı zehiri</strong>, tedavi amaçlı olarak haricen uygulanabileceği gibi, enjeksiyon edilerek de kullanılabilir.</p>
<p><span class="kurankirmiziyazi">Uyarı</span><br />
<strong><br />
Arı zehiri</strong> ile herhangi bir tedaviye başlamadan önce, mutlaka <strong>arı zehiri alerji testi </strong>yaptırılmalıdır. <strong>Arı zehiri </strong>tedavisi, tüberküloz, bel soğukluğu, endokardit rahatsızlıklarında ve hamilelikte kullanılmamalıdır. <strong>Arı zehiri</strong>nin, eczacı veya fizik tedavi uzmanı gözetiminde, <strong>arı iğnesi</strong> hazırlanarak, enfeksiyonlu bölgeye enjekte edilebileceği gibi; kremlerin, merhemlerin yapısında kullanılması da mümkündür.</p>
<p class="yazilar">Tedavi süresince kesinlikle alkol alınmaması gerekmektedir. Bunun yanında süt, beyaz ekmek, dondurma, pirinç, şeker vb. beyaz yiyecekler tüketilmemelidir. Bunlara ek olarak, 1000-5000 mg. C Vit., 100-300 mg., B Vit. kompleksi ve 400 IU. E Vit. alınması tavsiye edilir. <strong>Arı zehiri</strong> tedavisine, en az 6 ay devam edilmesi önerilmektedir.</p>
<table border="0" width="122" align="right">
<tbody>
<tr>
<td width="116"><span class="yazilar"><strong>Arıcı Cemal-Kaynaşlı/Düzce-www.aricicemal.com.tr<br />
</strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar" align="right">2019</p>
<p class="yazilar"><strong>Kaynaklar:</strong><br />
1) Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu, <strong>Modern Arıcılık Teknikleri,</strong> Tekirdağ 2004.<br />
2) Dr. Ali Korkmaz<strong>, Arısütü</strong>, Tarım ve Köy işleri Bakanlığı, Samsun Tarım İl Müdürlüğü, 2005.<br />
3) Dr. Ali Korkmaz<strong>, Polen</strong>, Tarım ve Köy işleri Bakanlığı, Samsun Tarım İl Müdürlüğü, 2005.<br />
4) Farmakolog Dr. Ahmet Rodopman, <strong>Doğanın Mucizesi Balarısı Poleni,</strong> Doğa &amp;Sağlık Dergisi, Mart- Nisan, 2007.<br />
5) Dr. İlker Kelle, <strong>&#8220;Apiterapi&#8221;, </strong>Dicle Tıp Dergisi, 2007.<br />
6) Doç.Dr. C. Kemal Sümbül, <strong>Propolis (Bal Arısı)</strong>, Sızıntı Dergisi, Kasım, 2004.<br />
7) Ulviye Kumova, Ali Korkmaz, Barış Cem Avcı, Güney Ceyran, <strong>Önemli Bir Arı Ürünü: Propolis,</strong> Uludağ Arıcılık Dergisi, Mayıs 2002.<br />
8) Doç. Dr. Ulviye Kumova, Ali Korkmaz,<strong> &#8220;Doğanın Harika Ürünü Arı Sütü&#8221;, </strong>Bilim ve Teknik, Ekim, 2000<br />
9) Nuray Şahinler, <strong>Arı Ürünleri ve İnsan Sağlığı Açısından Önemi, </strong>MKÜ Ziraat Fakültesi Dergisi<em>, </em>2000<em>.</em><br />
10) N. Gülgün Akbaba, <strong>&#8220;Beslenmede Arısütü&#8221;</strong>, Bilim ve Teknik, Nisan, 1989.<br />
11) Dr. Kadriye Sorkun,<strong> Arı Ürünleri,</strong> Bilim ve Teknik, Ağustos, 1987.<br />
12) Kim. Yük. Müh. Fügen Meydanoğlu, <strong>&#8220;Arısütü Nedir?&#8221;</strong>, Bilim ve Teknik, Kasım, 1985.<br />
13) Prof. Dr. M. Mihri Mimioğlu &#8211; Dr. Kadriye Sorkun, <strong>Doğa Harikası Polen,</strong> Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi, Ekim, 1984<br />
14) aricilik.gov<br />
15) fao.org/docrep<br />
16) iyilikgüzellik.com<br />
17) ansiklopedi.bibilgi.com/polen</p><p>The post <a href="https://www.aricicemal.com.tr/services/ari-urunleri/">Bal Dışındaki Arı Ürünleri</a> first appeared on <a href="https://www.aricicemal.com.tr">Arıcı Cemal</a>.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://www.aricicemal.com.tr/services/ari-urunleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
